bloğuma hoşgeldiniz :) NEŞE ERSOY



28/6/2009

Her işin Başı Sağlık

Uzun süre ayrılığın ardından tekrar Blog'ta yazabilmek  ne büyük mutluluk.
Yaklaşık 20 gün boyunca beni yatmaya mecbur bırakan bir virüs sebebi ile ne yazı yazabildim ne de sevgili arkadaşlarımın bloglarını ziyaret edip yorum bırakabildim.
Geçmiş kötü zamanlardan bahsetmek pek benim tarzım değil ama herkesin başına gelebilecek bir hastalık olduğu ve şu sıralarda da doktorumun bana ilettiğine göre sıkça rastlandığı için bilgi verebilmek adına kısaca bahsetmek istiyorum.
Başıma gelen sonuçta hepimizin ara ara yakalanıp 1 hafta gibi bir sürede ayakta geçirdiğimiz solunum yolu viral enfeksiyonunun vücudun bağışıklık sisteminin düşük olduğu bir dönemde kana yani sisteme yerleşmesidir.
Bu başıma ilk defa geldi , umarım bir daha gelmez.
İlk belirtiler inanılmaz yorgunluk ile başlıyor , bir kaç basamak merdiven bile inanılmaz yorgunluk veriyor ve oturup dinlenme ihtiyacı duyuyorsunuz , çok bariz olarak iştahsızlık başlıyor , ben grip olduğumda bile iştahı kesilmeyen bir kişi olarak o dönemde 1 kaşık çorba ile doyup 2. kaşık fazla geliyordu. İlk 3 gün geçer diye doktora gitmedim , işe gittim ama sabahları üşüme öğleden sonrada aşırı terleme ile çalıştım ve artık 3. günün sonunda akşam dayanamayarak iş çıkışı hastahaneye gittim. Doktorun ilk teşhisi B12 vitamininde düşüklük olabileceği konusundaydı ve tam kan tahlili istedi. Ertesi sabah işe gitmek artık imkansız olmuştu ilk defa ateşim çıktı ve kendimi çok daha yorgun hissettim. Öğlen gibi tahlillerim çıkınca doktoru aradım gerçekten B12 epey düşüktü hemen ilaca başlamam gerektiğini söyledi ve ayrıca kanda viral bir enfeksiyon olduğunu belirterek enfeksiyon doktoruna sevk etti ve enfeksiyon doktoru ile birlikte neredeyse 4 günde bir kan tahlilleri , bunların yanında karaciğer ultrasonu , beyin emarı , kalp ultrasonu , akciğer flimi , hepatit kontrolleri devam etti . Kanda bulunan virüs her organı etkilediği için hemen hemen her organ kontrol edildi. Allahtan benim sadece karaciğer değerlerimi yükseltti başka tarafa bir zararı olmadan bu hastalıktan kurtuldum.
Bu hastalığın tek tedavisi sürekli olarak yatmak ve bol sıvı tüketmek ( günde en az 3 litre su ) , viral bir enfeksiyon olduğu için herhangi bir ilaç tedavisi uygulanmadı.
İlk doktora gittiğimde hastahanede yatmanız gerekiyor bile dedi ama benim etrafımdakiler özellikle sevgili Sema Teyze ve eşim bana hastahanede olabilecek bakımının kat kat  fazlasını gösterdiler , bende uslu olup hiç kalmadım :-) aslında kalkacak hiç gücümde yoktu .
Neyseki şimdi düzeldim ve işime başladım , işi bu kadar özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi , inanın sabah akşam durmadan çalışabilirim:-))
Ayrıca sevgili arkadaşım Nermin'de beni özellikle sağlık konusunda hiç yanlız bırakmadı , ona da çok teşekkür ederim. Özlem'cim seni asla unutmadım , keşke ben senin sürekli yanında olabilseydim.
Ama bana hastalığım sırasında gerçekten tüm personeli ile yardımcı olan Acıbadem Hastanesi , işim ve SGK için gereken raporlama işlemine gelince tam tabiri ile çuvalladı ve son derece amatör bir iş çıkardı , hatta hala yanlışlarını bulup raporu düzgün bir hale sokturamadık.
İlk raporları hazırladıktan sonra SGK ile anlaşmaları olmadığı için İl Sağlık Müdürlüğüne onaylatmamı istediler , bahsi geçen yere raporlar ile gittiğimde raporumu hazırlayan ve iş göremezlik belgesinde adı geçen doktorun İl Sağlık Müdürlüğünde kayıtlı olmadığı ve onay verilemeyeceği ortaya çıktı. Oradaki görevli bayan Acıbadem'den bu tip olayların sık sık karşılaşıldığını da iletti.
Hemen geri dönüp başhekim ile görüşmek istedim ama klasik olarak toplantıda denildi ama biraz yüksek ses ile konuşunca telefonla görüşülüp yeni rapor hazırlanacağını söylediler.
Cumartesi yeni raporları aldım tam çıkarken başhekim imzalarının eksikliğini gördüm , hemen imzalattılar . Ama bununla bitmedi eve geldikten sonra raporların bağlı bulunduğum sigorta müdürlüğüne değil başka bir sigorta müdürlüğüne hazırlandığını bir tanesinde mart ayına ait bir tarih kullanıldığını , raporun 05/06 tarihine ait olduğu belirtilirken 24/06 da düzenlendiğini ve buna benzer yazım hatalarının olduğunun farkına vardık . Ayrıca ilk yolladığım vizite kağıdı da sırra kadem bastı.
Bugün artık eşim "direk ben devreye gireceğim ve orada bekleyerek her harfi kontrol edilecek şekilde hazırlatacağım " dedi . Böyle bir hastalıktan çıkan birisi olarak benim artık koşturacak psikolojik gücüm kalmadı.
Özel sigortalardan kendini inanılmaz şekilde büyütüp hastahanelerin en büyüklere arasına girmiş Acıbadem tam bir fiyasko ile benim hastalığımı bitirdi.
Umarım bu işlemler daha fazla uzamadan biter . Tecrübe olmadığı zaman sorgulamanız ve araştırmanızda geçikiyor . Bu kadar detay vermemdeki amaç umarımki yaşamazsınız ama en azından verdiğim bilgiler kulak dolgunluğu olur. Aldığınız her belgeyi harfi harfine inceleyin ve doktor konusunda kayıtlı olup olmadığı konusunu sorgulayın.
Sanmıyorumki özel sağlık sigortası olmayıpta bu hastahaneden faydalanan birisi olsun. Bence kesinlikle de olmasın.

İşte böyle biraz uzun oldu ama birazcık olsun faydası dokunması dileğiyle.

Sağlıcakla kalın.

17/6/2009

Yakında Tekrar Birlikteyiz

Yaklaşık 15 gündür allahtan çok ciddi olmasa bile beni epey hırpalayan bir rahatsızlık geçiriyorum , artık yavaş yavaş üzerimden atma dönemindeyim, en kısa zamanda tekrar yazılarım ve sizlerin güzel yazılarınıza yorumlarımla aranızda olacağım.

Sağlıklı ve huzurlu nice nice günler diliyorum.

Sevgilerimle.

31/5/2009

Doğa Balık'ta Güzel Bir Akşam Yemeği

İş yerinde 4 arkadaş hem felekten bir akşam geçirmek hemde bizi fazla sarsmaması amacıyla günde 2 TL biriktirerek , 1 ay sonrasında şimdi size tanıtacağım bir mekana gittik.
Tabi gideli tam bir ay oldu ve şu sıralarda üzerine yazma tembelliği çökmüş olan ben ancak yazabiliyorum :-) Birlikte o geceyi yaşadığımız arkadaşlarımdan da çok geç yazdığım için çok özür diliyorum , söz öğlen çaylar benden :-))

Doga Balık Adres

Doğa Balık'ı daha önce duymamıştım , bizden bir kaç yaş genç olan arkadaşımız Banu'nun tavsiye üzerine gittik , aslında hayli genç ama bizimle birlikte olduğu için aynı yaşta hissediyoruz :-)) . Cihangir her zaman hoşma giden semtlerden bir tanesi olmuştur ,oranın samimi havası sanki bana sayfiye yerinde geziniyormuş havasını verir.
Zürih Otel'in üst katında bulunan bu restaurant  yemekleriyle bana tümüyle Ege'nin havasını hatırlattı.

Doğa Balık Manzara

Manzara tek kelime ile mükemmel. Vardığımızda hava açık ve İstanbul'un muhteşem yarım adası pırıl pırıl karşımızda duruyordu , hele Banu'nun "ay inanmıyorum" gözlüklerini takınca :-)) İşte gözlüğü takdıktan sonra anladımki benin gözümde azda olsa bozuk ama kondurmadığım için hiç gözlük alma taraftarı değilim , ihtiyaç olunca "ay inanmıyorum " gözlüğünü takarım:-)) "Ay inanmıyorum" adlandırmasıda , ben gözlüğü takıpta daha net görmeye başladığımda söylediğim ilk cümle , artık aramızda benimle özdeşleşen bir cümle oldu :-))
Bu manzaranın karşısında ilk kadehlerimizi tokuşturup 4 bayan olarak akşamımıza başladık.

Doğa Balık Iç Mekan

İç dekoru son derece sade , sandalyeler bile kıyı şeridinde bulunan balıkçı lokantalarının sandalyelerinden. Ama bu sadeliğini yemeklerinin lezzeti zenginleştiriyor.
Söylenene göre bir çok müzisyen , yazar ve tanınmışların mekanıymış. Nitekim beğendiğimi söyleyemeceğim ama bizimle aynı zamanda mekanda Orhan Pamuk'ta vardı ve garsonun söylediğine göre  kendisi sürekli müşterilerindenmiş.

Doğa Balık Sahibi

İşte sizleri bu güzel yemeklerin hazırlanmasıyle tek tek ilgilenen restaurant sahibi İbrahim Soğukdağ ile tanıştırayım.Kendisi bir doktor edası ile pırıl pırıl temiz klinik kıyafeti ile masaları dolaşıp hal hatır soruyor ve sohbet ediyor. Bizim masımıza gelip " bayanlar eğer sizin için mahsuru yoksa röportaja gelen gazeteciler fotoğraf çekecekler , olabilirmi " diye sorunca bende " eğer sizin fotoğrafınızı çekmeme izin verirseniz bizim için hiç mahsuru yok" dedim, bende yukarıdaki fotoğrafı bir fotoğrafçı edası ile çektim :-))
İbrahim Bey , küçük yaştan beri balıkla haşır neşir olan birisi , ilk olarak Eminönü'nde balık ekmek satarak bu işe başlamış.Böyle başlangıçları duyupta gelinen yerleri görünce  boşuna okudum diye düşünüyorm :-))
Tüm malzemelerin alımıyla bizzat kendisi ilgileniyormuş , özellikle Ege otları Balıkesir Havran'dan geliyormuş , diğerleri ise Beykoz,Polonezköy ve Karadeniz'den. Balıklar ise kesinlikle günlükmüş , ertesi güne kalan balıklar kullanılmıyormuş " ben onların yalancıyım".

Doğa Balık Mezeler

Fotoğrafta görünen kısım  otlar , zeytinyağlılar ve balık salatalarının sergilendiği bölüm. Buradan gidip tabaklarınıza istediğiniz kadar koyup kendi tabağınızı kendiniz hazırlıyorsunuz.Ama itiraf edeyim fiyatlandırmayı nasıl yapıyorlar hala çözmedim , neyse genel fiyat konusunda sonunda deyineceğim.

Doğa Balık Benim Tabağım

Tabaklarımızdan örnekleri sıralacağım.Bu benim tabağım, içindekiler  ; ahtapot salatası , kalkan salatası , havuç otu, şevketi bostan , roka sapı , kereviz ezmesi , deniz börülcesi,patlıcan bayıldı , beyaz peynir ve kavun. Özellikle en ilginç gelen kereviz ezmesi , sadece bana değil hepimize çok ilginç ve lezzetli geldi.

Doğa Balık Nursen Tabağı

Nursen'in tabağı , maalesef uzun zaman geçtiği için otları hatırlayamadım , ama bir kaçının tadını bakmıştım ve lezzetliydi.

Doğa Balık Banu Tabağı

Banu'nun tabağı , yeşilliğin sadece rezene olarak uğradığı bir tabak , ayrıca içinde sarımsak var kokacak diye hem severek hem de söylenerek yediği semizotu salatası :-),diğerleri ise balık salataları. Ve ayrıca " ay inanmıyorum " gözlüğü :-)))

Doğa Balık Nur Tabağı

Ve son olarakta bitirmesine ramak kala fotoğrafını çekebildiğim Nur'un tabağı :-))
Yeşillikler konusunda maalesef bilgi veremeyeceğim ama peynir ve karidesin varlığından eminim :-))

Doğa Balık Tatlı Tabağı

Tatlılar özellikle seven biri olarak Nur tarafından pek kuvvetli bulunmadı , çünkü kendisi için tatlı çikolatalı olmalı , eşimde aynı düşünce :-)) Bu konuda ikisi çok iyi anlaşıyor :-))
Kendimizin seçerek bir tabak hazırladığımız tatlılar ; şekerpare , elma , kivi ve kayısı tatlısı . Kivi tatlısı bence olmasada olur tatlılardan , elma ise tam ev işi , kayısı konusunda birşey diyemeceğim tatmadım , şekerpareyi Nur yemişti ama yorumunu unuttum :-))

İşte bu kadar ot ve  balık salatasından sonra bir porsiyon kızarmış ızgara halka kalamar daha alarak siparişimizi bitirdik. İçtiğimiz ise 1 büyük şişe rakıdan 2 duble kadar arttı denebilir.
Balık yemedik , doydunuzmu derseniz evet doyduk .Bu menüye kişi başı 65 TL verdik , pahalımı diye sorarsanız evet pahalı. Ama mekan ve manzara güzel , mezeler , otlar ve balık salataları lezzetli . Bir kere olsun kişi kendinin uygun anını ayarlayıp ( maddi olarak :-) ) gidip lezzetlerin tadına bakıp manzaranın keyfini çıkartabilir.

Bu gecenin sonunda kahkalarımızla çınlattığımız Cihangir göbekteki kahvede çaylarımızı içtikten sonra her birimiz evlerimize dağıldık.

Bakalım önümüzdeki 4 bayan toplantısı nerede olacak .

Sağlıcakla kalın.

19/5/2009

19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Blog

"EY BUGÜNÜMÜZÜ SAĞLAYAN BÜYÜK ATATÜRK GÖSTERDİĞİN YOLDA HİÇ DURMADAN İLERLEYECEĞİME ANT İÇERİM."

Keşke her Türk bireyi yukarıdaki cümleyi canı gönülden söyleyebilse , işte o zaman ne iç ne de dış güçler bizi yıkamaz.

Hepimizin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu ve Mutlu olsun.

17/5/2009

Annemin Tepsi Poğaçası

Annemin Tepsi Poğaçası

23 Nisan günü arkadaşım Özlem ile anneme güne gittik, evet bildiğiniz gün J. Hatta Özlem yanına ev ayakkabılarını ve örgüsünü de aldı ama annemin yememiz için yaptığı ısrarlardan örgüsünü öremediJ

Anneme neredeyse yemin verdirerek çok şeyler hazırlama dememize rağmen gene bizi tıka basa doyuracak şeyler yapmıştı sağ olsunJ

Ama benim sizlerle paylaşmak istediğim birkaç gün önceden pişirip dondurucuda sakladığı ve biz geldikten sonra mikro dalga fırında birkaç dakikada sanki fırından yeni çıkmış gibi servis ettiği o güzelim tepsi poğaçası.

Malzemeleri;

-         2 su bardağı süt

-         1 su bardağı sıvı yağ

-         2 yumurta

-         1 kalıp beyaz peynir

-         1 paket kabartma tozu

-         1 çay kaşığı karbonat

-         Kıyılmış maydanoz ve dereotu

-         Alabildiği kadar un

Tüm malzemeleri karıştırıp poğaça kıvamına gelene kadar un ekliyoruz. Tüm hamuru yağladığımız tepsiye yayıyoruz, üzerine 1 yumurta sürüp önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında pişiriyoruz.

Sağlıcakla kalın.

 

« Önceki :: Sonraki »